BOŞANMA DAVALARI

Eşler aldatma,cana kast,haysiyetsiz hayat sürme, evi terketme, akıl hastalığı…gibi nedenlerle çözümün ayrılmak olduğuna inanıyorlarsa hemen boşanma süreci başlar.  Bu nedenlerden biri veya birkaçı bir arada bulunabilir. Ancak boşanma davası açılırken nedenini kanıtlamak gerekmektedir. Mahkemeye bu durumu kanıtlayan deliller sunulmak zorundadır.

Bu noktada özel dedektiflik bürolarının veya özel araştırma kuruluşlarının danışmanlık ve hukuki hizmetlerine gerek duyulmaktadır. Bu kuruluşlarda çalışan kişiler, hangi nedenlerle boşanma davası açılabileceğini ve bu boşanma nedenleri için ne tür delillere ihtiyaç olacağını iyi bilmektedir. Yasaya göre, eşlerden biri eşini aldatırsa diğer eş boşanma davası açabilir. Ancak bu davayı olayı öğrendiği tarihten başlayarak altı ay içinde açması gerekmektedir. Aldatma olayı üzerinden beş yıl geçmişse artık bir daha dava açılamaz.

Yasaya göre, eşlerden biri eşinin hayatına kastederse veya kendisine çok kötü davranırsa ya da onur kırıcı bir davranışta bulunursa, diğer eş boşanma davası açabilir. Ancak bu davayı olayı öğrendiği tarihten başlayarak altı ay içinde açması gerekmektedir. Aldatma olayı üzerinden beş yıl geçmişse artık bir daha dava açılamaz.

Yasaya göre, eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işlemişse veya haysiyetsiz bir hayat sürüyorsa, bu yüzden diğer eş kendisi ile birlikte yaşamaya devam etmek istemeyebilir ve her zaman boşanma davası açabilir. Bunun için de diğer eşin, bu durumu tanık beyanları ve diğer delillerle kanıtlaması gerekmektedir.

Yasaya göre, eşlerden biri, evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek için evini terk etmişse veya haklı bir neden olmadan eve dönmüyorsa diğer eş bu durumun en az altı ay sürmüş olması halinde boşanma davası açabilir. Mahkeme bazı durumlarda diğer eşe eve dönme çağrısı yapabilir. Bu çağrı sonuçsuz kalmış ise yine diğer eş boşanma davası açabilir. Eşini evi terketmeye zorlayan veya haklı bir neden olmadan eve dönmesini engelleyen eş, yasaya göre evi terk etmiş sayılır.

Sonuç olarak eşlerin, boşanma kararı aldıklarında ve boşanma süreçlerinin her adımında danışmanlık ve hukuki hizmet almaları kendi yararlarına olacaktır.

—————————————————————————————————————————————————————————–

VELAYET DAVALARI

Hukuk sisteminizde, velayet davalarında asıl olan çocuğun çıkarlarının korunması, maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanması ve ruhsal ve fiziksel gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlaması için gereken ortamın yaratılmasıdır. Bugün gittikçe artan sayıda boşanma davaları açılmaktadır ve her dağılan ailede asıl zarar görenler çocuklar olmaktadır. Bu nedenle eşlerin ayrılmasında çocuğun kimde kalacağı, geçiminin nasıl sağlanacağı hep tartışma konusu olmuştur. Genel olarak velayet davalarında karar verilirken, hakim, boşanan eşlerin taleplerini ve aile mahkemesindeki uzmanların görüşlerini dikkate almaktadır.

Mahkeme tarafından verilen eş, eğer zaman içinde, çocuğun yaşamını olumsuz etkileyecek şekilde ahlaksız bir yaşam içine girerse, kumar, alkol veya uyuşturucu maddeleri kullanma alışkanlığı kazanırsa ve bu durumlar çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olmaya başlarsa ve eğitimini ve geleceğini olumsuz yönde etkileyeceği ortaya çıkarsa, diğer eş bu hususları kanıtlamak koşulu ile yeniden kanıtlamak için velayet davası açabilir.

Bu yüzden diğer eş, çocuğa nasıl bakıldığını ve yetiştirildiğini her zaman izlemek zorundadır. Bu konuda bir danışmanlık ve hukuki hizmet alması ise kendi yararına olacaktır. Bu durumda özel araştırma kuruluşları veya özel dedektiflik büroları, velayeti kullanan eşi, çocuğun yararına olmak üzere araştırmaya başlayacaktır. Bu kötüye gidiş durumunun kanıtlanması amacı ile, ancak çocukların yararına olacak şekilde, gerekli araştırma ve izleme çalışmaları yapacaklardır. Bu çalışmalarda velayetin geri alınmasına yönelik delil olabilecek bütün bilgi ve belgeler toplanarak araştırmayı talep eden eşe rapor eşliğinde verilecektir.

Yasalara göre, annenin bakım ve ilgisine muhtaç olan çocukların velayeti genel olarak anneye verilmektedir. Bu konuda kesin bir yaş sınırı yoktur ancak yedi yaşına kadar olan çocuklar genelde anneye verilmektedir. Ancak annenin aklı yerinde değilse ve çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkileyecek ise, veya anne ahlaksız bir yaşam sürüyorsa, uyuşturucu madde bağımlısı ise, bu durumların kanıtlanması halinde çocukların velayeti babaya verilebilir.

Görüldüğü gibi birçok noktada yasaların işlemesi delillerin gösterilmesine ve iddiaların ispatlanmasına bağlıdır. Bu nedenle özel araştırma kuruluşları veya özel dedektiflik bürolarından alınacak danışmanlık ve hukuki hizmetlerin önemi fazladır. Bu kuruluş çalışanları, bilgi ve becerileri sayesinde, velayet konusunda gerekli bilgi ve belgeleri toplamaya ve kısa sürede raporlamaya yetkin kişilerdir.